Ülkemizde hem siyasi hem de ekonomik amaçlar doğrultusunda Türkiye’den hızlı bir kontrolsüz iş gücü akışı sağlanmaktadır. Bu insanlar hem ucuz emek olarak insanlık dışı koşullarda çalıştırılmaktadır hem de küçük ülkemiz içinde bu kayıt dışılık, güvenlik sorunu dahil pek çok demokrafik ve kültürel sorunun da oluşmasına yol açmaktadır. Bu yüzden ülkeye giriş ve çıkışların ve yabancı işgücünün kontrol altına alınması için siyaset üretirken, aynı zamanda da bütün dünyada, göçmen işçilerin ve onların çocuklarının haklarını ülkelerin sol partilerinin savunduğu gibi ülkemizde de CTP-BG göçmen işçi ve çocukların haklarını savunmaktadır. Bizim bu ülkede diğer göç alan ülkelerden farklılığımız, küçük bir ülkeye, Türkiye’den sonu gelmez bir nüfus aktarımı ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki yerli nüfusun, kendi toprağında azınlık haline düşürülme ve tarih dışına itilme endişesidir. Bu, haksız bir endişe değildir. Bu endişe yalnız tarihsel bir temele sahip Kıbrıslı Türklerin endişesi değil; bilindiği gibi, adaya 20 Temmuz 1974’ten sonra gelen Türkiye’de doğmuş vatandaşlarımız da aynı endişeyi taşımaktadır. Demografik yapının bozulmaya devam etmesinden, böylece Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan tüm yurttaşlarımız şikâyetçidir. Ülkemizde sonsuza kadar, her gelene beş sene sonra vatandaşlık hakkı verilmesinin kabul edilemeyeceği gerçeğini harmanlayan politikanın doğruluğunda herhangi bir kuşku yoktur.
Yeni vatandaşlıklar verilmesine kesinlikle karşıyız. Doğal vatandaşlık edinimi dışında, bilimsel, ekonomik katkı dâhil, yeni vatandaşlık verilmesi hemen durdurulmalı ve yalnızca evlilik halinde vatandaşlık gündeme gelebilmelidir. Bununla birlikte fason evliliklerin de önüne geçilmesinin yolları aranmalıdır. İnsanın bir ülkede yaşaması ve çalışması için illa ki o ülkenin vatandaşı olmaya ihtiyacı yoktur. Ülkeye kayıtlı olarak çalışmaya gelenlerin mümkünse 2 yıl ve maksimum 4 yıldan fazla çalışma izni almasının yasal olarak önüne geçilmesi gerekmektedir. Bir ülkenin sürdürülebilir kalkınması; o ülkenin halkının, kişisel ve toplumsal gelişmesine bağlıdır. İnsan yetiştirme yoluyla geliştirilen ve toplumsal davranışlarla da kullanım amacına uygun olan yeni değer yargıları, ekonomik kalkınmayı hızlandırmak bakımından son derece önemlidir. Kalkınma, sadece maddi gereksinimlerle ilgili olmayıp, insanların toplumsal koşullarının geliştirilmesi ile de ilgilidir.
İnsan yetiştirme anlayışımızı, toplumsal dönüşümün sağlanmasında, demokratik ve özgürlükçü toplumların yaratılabilmesinde; sosyal sınıflar ve kültürler arasında adalet ve kaynaşmayı sağlamada bireylerin diğerlerinin, siyasal ve etnik kimliklerine, cinsiyetine, toplumsal sınıflarına ilişkin önyargılardan uzak ve birbirlerini “öteki”leştirmeyen bir bakış açısına göre şekillendirmeliyiz. Böylelikle insan yetiştirme düzeninin odağına; demokratikleşme ve insan haklarını koymalıyız.
Toplumsal yapıda meydana gelen değişimler, bireylerin ilgi, yetenek ve tercihlerini de değiştirmektedir. Bu nedenle insan yetiştirme düzeninin bireylerin sahip oldukları potansiyellerini geliştirmelerine fırsat verme ve ülke kalkınmasında etkin rol oynayabilmesi için, insan yetiştirme düzenimizi eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, bilimsel düşünme, ilişkisel düşünme ve nihayetinde akıl yürütme ilkeleri üzerine kurgulamalıyız.
Geçtiğimiz hafta Cumhuriyet Meclisinin de tatilde olmasını fırsat bilen UBP Hükümeti, Kanun Gücünde Kararname yolu ile ve oldu bittiye getirmeye çalışarak ülke içerisinde ve ülke dışında bulunan kaçaklara dönük olarak af çıkarma girişiminde bulunmuş, aynı zamanda beyaz ve yeşil kimlik vereceğini duyurarak vatandaşlarımızın tedirginliğini hat safhaya çıkarmıştır. UBP hükümetinin yeni vatandaşlıkların da önünü açacak olan bu uygulaması ile ülkemiz vatandaşları daha da bir azınlık durumuna düşürülecek ve demografik yapı alabora olacaktır. Bu ise kesinlikle kabul edilebilecek bir durum değildir. Halkın en büyük umudu olan CTP’nin hiç gecikmeden iktidara gelindiğinde tüm bu yeni vatandaşlıkları iptal edeceğini açıklaması oldukça önemli bir açılım olacaktır düşüncesindeyim. Aksi halde bu ülkede Kıbrıslı Türkler ve şu anki KKTC vatandaşları için Kuzey Kıbrıs yaşanası bir ülke olmanın ötesine geçecektir.