Son dönemlerde Bakanlar Kurulu kararları ile dağıtılan KKTC vatandaşlıklarını alanlar arasında TC Elçiliği, Yardım Heyeti, Barış Kuvvetleri vb kurumların üst kademelerinde ...
Son dönemlerde Bakanlar Kurulu kararları ile dağıtılan KKTC vatandaşlıklarını alanlar arasında TC Elçiliği, Yardım Heyeti, Barış Kuvvetleri vb kurumların üst kademelerinde görev yapan kişilerin de olduğu ve bu kişilerin bir kısmının çocuklarının KKTC devlet mekanizması içerisinde ivedi olarak istihdam dahi edildiği, son günlerde de KKTC uyruklu öğrenciler için ayrılan TC üniversiteleri kontenjanlarına da başvurdukları öğrenilmiştir.
Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın da sırf bu kişilere dağıtılması olası kontenjanları ve UBP üst düzey kişilerin çocuklarına partizanca verilmesi beklenen imtiyazlı kontenjanları gizleyebilmek adına Üniversite sınav sonuç sıralamasını dahi açıklamadığı ve gizli tuttuğu da öğrenildiğinden bu yıl üniversite başvurusu yapacak olan KKTC vatandaşlarının oldukça tedirgin, üzgün ve kızgın oldukları da öğrenilmiştir.
6 Nisan 2011 tarihinde bu köşede yazmış olduğum bir makalemi bugün yeniden sizlerle paylaşmak ve UBP’nin gerçek yüzünü bir kez daha deşifre etmek istedim.
“UBP Keder mi? Kader mi?
CTP-BG hükümette olduğu 2008 yılında muhalefet partileriyle de görüşerek, özellikle 2007’de dünyada yaşanan ve tüm dünyayı etkisine alan, hatta bazı ülkeleri iflas noktasına dahi sürükleyen, 1929 yılından sonra dünyada yaşanan en büyük ekonomik kriz ve ardından 2007 ve 2008’deki Kuzey Kıbrıs’ta son 60 yılın en kötü etkiler bırakan kuraklıklar sonucu ülkemizde alınması gereken ekonomik önlemlerin paylaşılıp halka anlatılmasını, açıklanmasını ve bu tedbirlerin neden-sonuç ilişkilerinin kamuoyunda tartışmaya açılmasını istemiş, sendikalarla ve çeşitli sivil toplum örgütleri ile de görüşerek durumun vehametini aktararak çeşitli yapıcı önerilerde bulunmuştur.
Ancak o dönemde partilerinden istifa eden bazı milletvekillerinin ayrı parti kurmaları ve koalisyona katılmaları gerekçeleri ile meclise bile girmeyen partiler ve özellikle de UBP böylesi bir ekonomik krizin olduğunu dahi reddetmiş ve katkı koymak yerine popülist politikalarla krizin daha da derinleşmesine ve halka gerçek dışı vaatler vermeye yönelmiştir. Hani diyorlardı ya CTP-BG erken seçime gitti çünkü taşın altına elini koymaktan kaçındı diye! Bunun böyle olmadığı bugün net olarak ortaya çıkmış ve UBP’nin halkı aldattığının resmi çizilmiştir…
Bizler halka doğruları anlatmakla mükellefiz; CTP-BG erken seçim kararı alma gerekçelerini o zaman yaptığı basın toplantısı ile en detaylı bir biçimde açıklamıştır; bunu hatırlamakta yarar vardır. CTP-BG yalnızca elini değil gövdesini de taşın altına koyarak hareket etmiştir; çünkü derdimiz iktidar olmanın gücünü üleşmek değil! Derdimiz halka hizmettir! Derdimiz Kıbrıs Türk toplumunun varlığını korumak ve geliştirmektir… Derdimiz kendi kararlarımızı kendimizin vereceği bir yapıya kavuşmaktır…
2 yıldır UBP tarafından yapılmaya çalışılan çeşitli düzenlemeler(!), bir taraftan seçim bildirgelerinde yer almadığından dolayı halkı yanıltmak ve kandırmanın göstergesidir diğer taraftan da ne toplumsal ne de siyasi etiğe uymaktadır; yaklaşım ve uygulama biçimi olarak da tamamen yaptırımcı ve antidemokratiktir diyebiliriz. Partizanlığın dik alasıdır ve insanı partilileri olunca sevmektir! Devlet mantığı, siyasi partilerle olduğu kadar özellikle sivil toplumla iş birliği gerektirir. UBP hükümetinin vatandaşa doğruları anlatmaması, gerçekleri söylemeden ve sanki bir anda kriz patlamışçasına suni bir dalgalanma yaratarak toplumun duygu, düşünce, mantık dengelerini bozarak alaşağı etmesi sendikaları, insanları, halkı güvensizleştirerek yollara dökmüştür! Özellikle 28 Ocak ve 2 Mart tarihlerinde sendikal platform tarafından yapılan ve UBP ve ÖRP dışındaki tüm siyasi partilerin de destek verdiği en geniş katılımlı eylemler göstermiştir ki toplumumuzun UBP hükümetine güveni kalmamıştır ve 19 Nisan 2009 seçimlerinde UBP’ye teslim edilen irade geri alınmıştır… UBP bu ülkenin belki kederidir ancak kaderi olmayacaktır…”