Bir toplumun yok olmasını tetikleyen adımlar

KIBRISLI TÜRKLER İLE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ Türkiye ile Kıbrıs Türk toplumunun ilişkilerinin düzeyi hep tartışma konusu olmuş ve süreç içerisinde bu ilişkiler maalesef 2 devlet ve 2 halk arasında olması gerektiği bir biçimde yatay bir düzleme taşınamamıştır.

KIBRISLI TÜRKLER İLE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
Türkiye ile Kıbrıs Türk toplumunun ilişkilerinin düzeyi hep tartışma konusu olmuş ve süreç içerisinde bu ilişkiler maalesef 2 devlet ve 2 halk arasında olması gerektiği bir biçimde yatay bir düzleme taşınamamıştır. Bunun böyle olmasında sıralanabilecek birçok nedenin en başında Kıbrıs sorununun çözüme ulaştırılamaması ve birçok nedenden dolayı ekonomik olarak Türkiye’ye bağımlı olmamız yatmaktadır.

Her şeye rağmen bulunduğumuz konjonktürde Türkiye ile Kuzey Kıbrıs’ın arasında var olan ilişkilerin karşılıklı saygıya, empatiye ve hegemonik olmayan 2 devlet ilişkisine döndürülmesi, 2 devlet arasında birinin diğerine tahakküm kurma girişimlerine sona verilmesi ve müdahalelere olanak tanınmaması oldukça önemlidir ve bunun ön şartları da Kıbrıslı Türkler’in kendi kendilerini yönetmeleri ile Türkiye ile olan ilişkilerde kişilikli, özgüvenli, diklenmeyen ama dik duran politikaları müzakere etmekten sakınmamalarıdır.

Ayrıca, gerektiğinde Türkiye’nin bizler adına ve bizden bağımsız olarak aldığı kararlara ve öne çıkardığı söylemlere atfen bunu Türkiye ile müzakere etmekten ve uluslar arası alanda gerekli tepkiyi koymaktan da kaçınmamak gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki Kıbrıslı Türkler Türkiye’nin Kıbrıs’ta uluslar arası anlaşmalardan doğan haklarına saygılıdır ve bu haklarına zarar gelsin istememektedir ancak kendi ülkeleriyle ve kendi gelecekleri ile ilgili konularda da öncelikli söz sahibi olarak Kıbrıslı Türkler de bu saygıyı Türkiye’den ve tüm dünyadan da beklemektedir.

NE YAPMALI?

Sonuç olarak ve özcesi, Kıbrıslı Türklerin kendi ülkelerinde özne oldukları her fırsatta ve her platformda ilgili tüm kesimlere hatırlatılmalıdır. Bu bağlamda, Kıbrıslı Türklerle Türkiye ilişkileri başta da belirtildiği gibi devletten devlete, iki farklı ama eşit tarafın karşılıklı saygı, yarar ve dayanışma temelinde olmalıdır.


Özellikle Kıbrıs sorununun çözümünde ve ekonomik sorunlarla demografik sıkıntıların aşılmasında, geldiğimiz aşamada Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin yükümlülükleri de güçleri de eşit ağırlıktadır ve sorumlulukları da eşittir. Bu süreçte taraflar birbirlerinin kaynaklarını sömürmek değil, zenginleştirmek ve geliştirmek üzere işbirliği yapmak durumundadırlar. Dolayısıyla, bu süreçte Kıbrıslı Türkler, ortak hedef olan Birleşik Federal Kıbrıs çözümüne ulaşmak için adada gerekli mücadeleyi verirken, aynı zamanda da kendi ayakları üstünde durmak ve kendi kendini yönetmek için de sürdürülebilir ekonomik, demokratik ve politik yapılanmasını da gerçekleştirmekle mükelleftir. Bunları başarma sürecinde de Türkiye’nin Kıbrıslı Türklere ihtiyaç duyduğu desteği kesintisiz vermesi oldukça yaşamsaldır.

NÜFUS VE VATANDAŞLIK MESELESİ
Ülkemiz için bir başka önemli konu olan Türkiye’den gelmiş nüfus meselesini mikro-milliyetçiliğin tuzağına düşmeden ele almalı ve gözden geçirmeliyiz. Bu konuda olaya iki temelde yaklaşmamız gerektiği açıktır. Bunlardan bir tanesi 20 Temmuz 1974 sonrası adamıza gelen ve yıllardır bizimle birlikte var olan yurttaşlarımızdır. Bu insanlarımızın çözüm sonrası da, Annan Planında vurgulandığı gibi, adamızda kalacağı gerçeği ile meseleye bakarak hareket etmeliyiz.

CTP olarak sosyalist değerlerin evrenselliği temelinde herkesle demokrasi, barış ve emeğin çıkarları temelinde ortak değerleri partimiz ilkeleri üzerinde temellendirmeli ve bu insanlarımızı partimizin değerleri ile kucaklamalı ve ortak hedeflerimiz doğrultusunda birlikte mücadele etmeliyiz.

Ayrıca, yalnız Kıbrıs’ın kuzeyinde değil, bugün dünyanın pek çok ülkesinde göçmen sorunu yaşanmaktadır. Bizde de hem siyasi hem de ekonomik amaç için özellikle Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine hızlı ve kontrolsüz bir iş gücü akışı sağlanmaktadır. Bu insanlar hem ucuz emek olarak insanlık dışı koşullarda çalıştırılmaktadır hem de küçük ülkemiz içinde bu kayıt dışılık, güvenlik sorunu dahil pek çok demokrafik ve kültürel sorunun da oluşmasına yol açmaktadır. İşte bu nedenle partimiz CTP, ülkeye giriş ve çıkışların ve yabancı işgücünün kontrol altına alınması için siyaset üretirken, aynı zamanda da bütün dünyada, göçmen işçilerin ve onların çocuklarının haklarını ülkelerin sol partilerinin savunduğu gibi ülkemizde de CTP göçmen işçi ve çocukların haklarını savunmaktadır.

Bizim bu ülkede diğer göç alan ülkelerden farklılığımız, küçük bir ülkeye, Türkiye’den sonu gelmez bir nüfus aktarımı ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki “yerli” nüfusun, kendi toprağında azınlık haline düşme korkusudur. Bu, haksız bir korku da değildir. Bu korku yalnız tarihsel bir temele sahip Kıbrıslı Türklerin korkusu değil; bilindiği gibi, adaya 20 Temmuz 1974’ten sonra gelen Türkiye’de doğmuş vatandaşlarımız da aynı korkunun yarattığı ruh halindedir. Demografik yapının bozulmaya devam etmesinden, böylece Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan herkes şikâyetçidir.

UBP HÜKÜMETİNİN BASİRETSİZLİĞİ VE VATANDAŞLIK KONUSU
Kıbrıslı Türkler içerisinden geçtiğimiz bu sorunlarla donattırılmış süreçte maalesef kendi kendini yönetme erkini gerçek anlamda elinde tutamadığından ve hele son dönemlerde ekonomik anlamda yaşanan sıkıntıların da ortaya çıkardığı yeni sorunlardan ve UBP hükümetinin basiretsiz ve kişiliksiz politikalarından ötürü meclisin dahi haberi olmadan kanun gücünde kararnamelerle memleketi sözde yönetmeye çalışıp ay sonu bütçesini ve maaşları denkleştirebilmek adına Türkiye’ye şirin görünme adına Kıbrıslı Türkler’in neredeyse tamamının tepki gösterdiği yasalar çıkarmaya başlaması ve bunu son örneği olarak beyaz ve yeşil kimlik kartı vererek ayrıca tüm kaçakları bir kez daha affetme ve vatandaş yapma girişimleri “egemen” bir halkın kabul edebileceği türden adımlar değildir.

Kendi kendini yönetmeden, demokratikleşmeden, uluslar arası topluma bir devlet olarak bağlanmadan, gelişigüzel yeni vatandaşlıklar verilmesine CTP kesin ve net bir şekilde karşıdır.

KKTC’ye, KKTC’nin gerçekten ihtiyaç duyduğu alanlarda çalışmaya gelenlerin vatandaşlığı ise söz konusu olmamalı ve doğal vatandaşlık edinimi dışında, bilimsel, ekonomik katkı dâhil, yeni vatandaşlık verilmesi hemen durdurulmalı ve zorunlu durumlarda yılda sembolik bir üst sayıyı aşmayacak şekilde (örneğin yılda vatandaş nüfusun maksimum binde biri kadarı) vatandaşlık verilebileceği yasalaştırılmalıdır.

Ülkemizde ancak evlilik halinde vatandaşlık gündeme gelebilmelidir. Bununla birlikte fason evliliklerin de mevcudiyetini dikkate alarak, evlilikten dolayı KKTC vatandaşı olma hakkının bir yıl içerisinde değil, daha uzun bir sürede (örneğin en az 3 yıl gibi) kazanılmasını da yasalaştırmalıyız. İnsanın bir ülkede yaşaması ve çalışması için illa ki o ülkenin vatandaşı olmaya ihtiyacı yoktur. 1974’ten sonra Kıbrıs’a gelip yerleşen ve halen KKTC vatandaşı olan Türkiye kökenlilerin vatandaşlıkları ise tartışma konusu yapılmamalıdır.

SAYIN OZAN CEYHUN NİYE RAHATSIZ?
Bu gazetede köşe yazıları yazan Alman/Türk/KKTC uyruklu Sayın Ozan Ceyhun’un, 8 Ağustos 2011 tarihli köşe yazısında beyaz ve yeşil kimlik kartlarından dolayı gerekçelerini koyarak eleştiri getiren, kendi deyimiyle “sosyal demokratların” duruşundan “rahatsız olmasını”, “hayretler içerisinde kalmasını”, hatta “dehşete kapılmasını” da inanın anlamak ve özellikle bir ülke yurttaşlığı ile etnik kökeni karıştırmasını ve bunun üzerinden politika yapmaya çalışıp özellikle özgürlükçü sosyalist bir parti olan CTP’yi ve CTP’lileri eleştirmeye çalışmasını da ben bir yere oturtamadım. Bizler farklılıklara saygı gösteren, farklılıkları kabul eden ve bu farklılıklardan yola çıkarak farklılıkların eşitliğini ve adaleti savunan bir partinin üyeleri ve sosyalist düşünceye inanan ve bunu bir yaşam felsefesi olarak da içselleştiren insanlarız. Bizlerin ırkçılıkla ve milliyetçilikle bir işimiz yoktur ancak bu kendi toplumumuzun yok edilmesine daha fazla da seyirci kalacağız anlamına gelmemelidir. Bizim insanlarla bir sorunumuz yoktur ancak insanları kendi emelleri doğrultusunda kullanan ve farklılıkları kutuplaştırıp birbirine karşı çatıştıran zihniyetlerle çözmemiz gereken sorunlarımız vardır ve bu mücadeleyi de sürdürmekten vaz geçmeyeceğiz. Sayın Ozan Ceyhun’un yazısında ism vererek kullandığı gibi de Sayın Özdemir Gül’ün çocukları gelecekte emin olun hegemonik anlayışlarla bizlerle birlikte mücadele edeceklerdir aynen babalarının yaptığı gibi yoksa kalkıp da Sayın Ceyhun’un belirttiği gibi “Hiçbir zaman Kıbrıslı olamazsın-göçmen değil savaş suçlusu oğlusun” diye de bir kitap yazmayacaklardır. Ancak özellikle UBP türü bir parti ve hegemonik anlayışlar sürerse umarım Kıbrıslı Türkler bir gün yok edilen toplumlar listesine yazılmasın. Fakat bilinsin ki Kıbrıslı Türkler ve hali hazırda 1974 sonrası adaya Türkiye’den gelip yerleşip vatandaş olan tüm KKTC vatandaşları kendi gelecekleri için mücadeleden vazgeçmeyeceklerdir.
Bu haber 569 defa okunmuştur
  • ... UFUK  Lefkoşa - 13.08.2011 74'de gelen de HAYIR der çünkü artık Türkiye'den gelen işçiler pahalı gelmektedir ve İş insanları, Türkmenistan gibi ülkelerden yığınla işçi getirmektedir. asgari ücret 1200' civarında olmasına ragmen bu asyalı işciler 700-800 civarında bir paraya çalıştırılıyor. artık kendi bindiğiniz dalı kesmek yerine daha ciddi önlemler almaya çalışsanız daha iyi olur.
  • ırkcılık ve vatandaşlık gökhan saraç  güzelyurt - 13.08.2011 merhaba Mehmet Bey , sizi iyi tanımakla beraber bazı konularda yetersiz buluyorum .özellikle bu vatandaşlık konusu ve ülke nufusu konusunun daha geniş bir çerçeveyle bakarak değerlendirmek gerek .iğneyi önce kendinize batırınız sonrada başkasına batırmayı düşününüz. Empati yapmaya ne dersiniz .veya bu konuları karşı taraf dediğiniz insanlarla tartışmaya ne dersiniz .isterseniz bu konuları kouşabiliriz. bundan başka youlumuz yok .aynı adada yaşıyor ve aynı havayı soluyoruz. Bunun altında yatan gerçek azınlıkta kalma korkusuymuş gibi gösterip koltuk korkusumudur. iyi bir siyasetçi ve partiler toplumu kuçaklamalıdır. o insaları karşınıza almak ne kadar acıdır. o zaman dürüstolun ingiltereye gidipte orda çocuğunu doğuran kıbrıslı türk kardeşlerimiz içinde aleytte yaz da görelim bakalım. bunun gibi örnekler vermek oldukça fazla.siz benden bunları daha iyi biliyorsunuz ırkçılık hiç bir sosyalist parti vekiline yakışmaz sayın vekilim. selamlar .
  • leymosunlu  lefkoşa - 12.08.2011 sayın yazar acaba ctp'li olarak Rumlarla ve AB ile birleşmeyi savunuyor musunuz? kendi soydayları ile kaynaşmayı adeta felaket göstermenize karşı Rum çoğunlukla ve AB ile birleşmemizden neden korkmuyorsunuz? yoksa onlar arasında erimemizi tercih mi ediyorsunuz? Güneydeki yönetimin her isteyen Yunanlıya vatandaşlık vermesinden ve nüfuslarını 2 kat artırmalarından neden hiç rahatsız olmuyorsunuz? bu tutumunuz sizin gerçek niyetinizin ne olduğunu göstermiyormu ?Yoksa herkesi uyuttuğunzu mu sanıyorsunuz?
  • hasan dede ve kıbrıs türkü kemal  74 gelenlerda aynı fikirde - 11.08.2011 74 yerleştirilenler de aynı fikirde büyük bölümü. neden acıbaa ???
  • Kuzeydekilerin de, Güneydekilerin de bölünmemiz işlerine geliyor Kıbrıs Türkü  Girne - 10.08.2011 ''Bu topraklar bizimdir, son 30-40 yılda gelenlerin değil'' demiş bir tanesi. Bu memlekette ayrımcılık vardır yazdığımızda rahatsız oldular ama gerçek olduğu yazılanlardan ve yaşananlardan ortaya çıkıyor. Bu toprakları, çoğunun canını Rumun elinden kurtaran Türkiye Cumhuriyetidir. KKTC yi bugünkü durumuna getiren yine Türkiye ve 1974 den sonra Türkiyeden gelen ve önceden de burda yaşayan vatandaşlardır. KKTC nin ve bütün olarak vatandaşların haklarını korumayıp bölünürsek ve birbirimizi yersek kazançlı hep başkaları çıkar. Eşref Vaizin de geçmişte açıkladığı gibi bugün CTP nin üyelerinin 1/3 ü Türkiye kökenli vatandaşlarımızdır ve CTP nin politikalarına destek vermektedirler. Yorum yaparken bunları da bilip yorum yapalım
  • hülle hasan dede  gazimagusa - 10.08.2011 sayın çağlar sizin türkiye planlı nufus aktarıyor yorumunuza ve sizn adınıza bir yerde kararlar alıyor fikri bundan önceki iktidarlarda varmıydı (bence yoktu) ama Şu an akparti hükümetlerinde böyle bir düşünce yok ancak kıbrısı milli mesele olarak görmek , buraya nufüs aktarmak ve kıbrısın iç işlerine karışmak anlamına geliyorsa bu deikleriniz doğru dur.gelelim Vatantaşlıkların durdurulması ve evlilik dışında vatandaşlık verilmesi ve evliliklerde 3 yıla çıkarılsın düşüncnize ben ve sayın ozan ceyhunda aynen katılıyordur ancak yazınızın altıdaki yorumu yapan lefkoşalı kemalin düşüncesi bu gün hakim 30-40 yılda kıbrıslı olunmaz diyor bu yaygın ve tehlikeli bir zihniyet yapısı bitmekten korkmak değil Irkçılığın yansımalarıdır bu düşünceler
  • yücel kayık   - 10.08.2011 sayın çağlar sayın ceyhun rahatsız tabi makam sız kaldı sokak ortalarında eşinden ayrılan kadınlar öldürülmüyor polise taş atan çocuklar hapse atılmadığı bir ülkede yaşıyor oruç tutmadığı için linç edilenin olmadığı bir ülkede atıp tutyor bunlar hep kahraman bizler hep vatan haini hani polis insanları döverken sesleri çıktı mı kıbrıs bayrağı türkiyede sallanırken sesleri çıktı mı boş verin günlük çıkarlar için kamu oyu yaratanları mücadeleye devam
  • eski bir ubp liydim ama bir daha asla kemal  lefgoşa - 10.08.2011 sonuç olarak bügün bütün kıbrıs türklerinin ortak görüşüdür vatandaşlıkların kaldırlması çünkü tc den buraya insan gelmesi hiç bir zaman durmaycak bu bağlamda dediğiniz gibi sadece evlilik yoluyla vatandaslık verilecek . bu konuda bütün partileri hemfikirdir bu topraklar yüz yılardır burda olan bizlerindir son 30 40 yılda gelenlerin deil

:

:

:

: