19 Nisan 2009 seçimlerinde tüm halka yalan vaatler veren ve söylediklerinin tam tersini yaparak halkın günden güne hem ekonomik hem de demokratik açıdan fakirleşmesini büyük bir iş yapmış edaları ile gerçekleyen UBP hükümeti halka rağmen ve halka karşı sürdürdüğü politikalara pervasızca devam etmekte bir çekince görmüyor.
Geçtiğimiz günlerde Sayın Başbakan ve üst düzey hükümet ve UBP yönetiminin de katıldığı halka açık bir toplantı düzenlenmiş Lapta’da. Bu toplantı ile ilgili bilgileri basından takip ettik. Toplantıya yaklaşık 15 üst düzey yetkilinin yanı sıra Lefkoşa’dan da 15 civarında katılımcı katılmasına karşın toplantıya katılım toplamda 30-40 kişi ile sınırlı kalmış! Bırakın halkın ilgi göstermesini, %85 civarında bir oyla Sayın Fuat Namsoy’un UBP’den Belediye Başkanı olarak seçildiği seçimlerin üzerinden daha 1 yıl geçmesine ve UBP’nin Lapta’da böylesine yüksek bir oy alan bir Belediye Başkanı bulunmasına rağmen katılımın bu denli yok denecek kadar düşük olması, UBP’nin sürdürmüş olduğu politikaların yalnızca tüm halkın değil, bizatihi UBP’ye oy vermiş halktan insanların ve UBP’lilerin de dahi desteğini almadığının bir göstergesi olarak düşünülebilir.
UBP hükümete geldiği daha ilk günden başlayarak ancak özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra gerçek yüzünü ve elinde değil ekonomik program hiçbir proje olmadığını halka göstermeye başlamıştı. Bununla da kalmayan UBP hükümeti KTHY’nin batırılması ve çalışanlarının sokağa atılması, DAÜ üniversite öncesi eğitim kurumlarının kapattırılıp çalışanlarının işsiz ve öğrencilerinin de çaresiz bırakılması ve topluma ait olan kurumlarının da Türkiye’den Doğa Koleji diye biline bir kuruma yasa ve tüzükleri çiğneyerek devredilmesi, KIB-TEK, Telefon İdaresi, KOOP-SÜT ve daha nice toplumsal değerlerin özelleştirme adı altında peşkeş çekilmeye çalışılması, en ağır bir biçimde partizanca istihdamların yapılmaya devam edilmesi ve hatta bu istihdamların doğrudan Başbakanlık’ta yapılan sözde mülakatlarla sürdürülmesi, beyaz ve yeşil kimlik kartları ile birlikte kaçak olarak ülkede veya ülke dışında bulunanlara af getirilmeye çalışılması, ülkemiz vatandaşlıklarının “gollifa” gibi dağıtılmaya devam etmesi ve özellikle çok üst düzey TC’li kişilerin vatandaş olur olmaz çocuklarına “kıyak” geçilerek KKTC uyruklu öğrenciler için ayrılan TC üniversiteleri kontenjanlarına başvuru yapmaları, yeni vatandaş olanların hemen KKTC üniversitelerinden KKTC uyruklu öğrenci ücretleri ile okuma hakkı alabilmeleri ve Öğrenci burslarına başvuru yaparak burs alma hakkı elde etmeleri ve daha buraya sıralanabilecek türlü adaletsiz uygulamalarla halkımızı günden güne umutsuzluğa, edilgenliğe, çaresizliğe, özgüvenini kaybetmeye doğru yönlendirmekte ve kendi devletlerine olan güvenlerini sıfırlatmaktadır.
Ne demiş Sayın Başbakan Lapta’daki toplantıda? : “Türkiye Hükümeti ile işbirliği içinde çalışmalarımızı sürdürdük ve BUGÜNE KADAR HÜKÜMET OLARAK YAPTIKLARI TALEPLERİN HİÇ BİRİNİ REDDETMEDİK”!
Zaten TC Başbakanı Sayın Erdoğan’ın 19-20 Temmuz’da KKTC’ye yaptığı ziyareti neredeyse Türkiye’nin bir iline gerçekleştirdiği ziyarete dönüştüren ve kendilerini de birer TC Devleti memuruna durumuna sokan UBP hükümeti artık baklayı ağızlarında tutma becerisini ve ihtiyacını dahi gösterememekte ve açık açık “UBP hükümeti olarak bizim hiçbir projemiz yoktur, yalnızca TC hükümetinin projelerinin uygulayıcısıyız” demekten bile hicap duymamaktadırlar.
Kıbrıs Türk Halkı yıllarca verdiği demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesinden sonra böylesine adaletsiz ve iktidarsız bir hükümetle yönetilmeye layık değildir. UBP hükümeti 19 Nisan 2009’da halktan aldığı desteğin taşıyıcısı değildir ve halk iradesini artık temsil etmemektedir. “Görünen köy kılavuz istemez “ misali UBP’nin de halka gitme konusunda halkımıza borcu günden güne büyümeye devam etmektedir kendisine halkın duyduğu tepkinin büyüdüğü gibi…