Kıbrıs’ın kuzeyinde özne olma mücadelesi

Kıbrıslı Türklerin (ve KKTC vatandaşlarının) kendi ülkelerinde özne oldukları her fırsatta ve her platformda tüm ilgili kişi ve kurumlara hatırlatılmalıdır. Bu bağlamda, Kıbrıslı Türklerle Türkiye ilişkileri devletten devlete, iki farklı fakat eşit tarafın karşılıklı saygı, yarar ve dayanışma temelinde olmalıdır.

Kıbrıslı Türklerin (ve KKTC vatandaşlarının) kendi ülkelerinde özne oldukları her fırsatta ve her platformda tüm ilgili kişi ve kurumlara hatırlatılmalıdır. Bu bağlamda, Kıbrıslı Türklerle Türkiye ilişkileri devletten devlete, iki farklı fakat eşit tarafın karşılıklı saygı, yarar ve dayanışma temelinde olmalıdır.

Bu oldukça temel olan girişin ardından geçtiğimiz gün KKTC ekonomisi ile ilgili yaptığı açıklamada TC Lefkoşa Büyükelçisi Sayın Akça’nın sözlerinin analizi oldukça önem kazanmaktadır. Sayın Akça “KKTC ekonomisinin gelişmesinde Türkiye’den yapılan yardımların önemli rolü var. Hedef; cari bütçe açıklarını kendi gelirleri ile karşılayan; Türkiye’nin yardımlarını da alt yapı, reel sektör ve savunma harcamaları için kullanan bir ekonomi olmalıdır” derken tam da CTP-BG’nin yıllardır savunduğu ve 2004-2009 yılları arasında hükümet ettiği dönemde bu anlayışı uygulamaya geçirmeye çabaladığı görüşleri dile getiriyordu!

Sayın Akça açıklamasında devamla “KKTC ekonomisini, ihtiyaç duyduğu kendine yetebilir alt yapıyı kurarak, sağlam ve rekabet edebilir bir yapıya kavuşturmak, TC tarafından sağlanan yardımların ana hedefidir” diyor. Dikkat edilirse burada hedeflenen noktalar TC yardımlarının ana hedefidir denmekte ve KKTC nezdinde Kıbrıslı Türklerin karar verme ve özne olma emelleriyle de çelişik bir durum oluşturmamaktadır. Yani aslında burada Kıbrıs’ın kuzeyindeki ekonomik kalkınmayı hangi projelerle gerçekleştireceğine ve demokratik ve demografik yapı ile sosyal haklar ve güvenceler konularında bütünlük, eşitlik ve adalet sağlayacak olan KKTC hükümetlerinin projelerine kaynak bulma noktasında TC hükümetlerinin KKTC’ye sağlayacağı TC yardımlarının hedefleri ile örtüşmesidir önemli olan. Ve yukarıda Sayın Akça’nın ortaya koyduğu hedeflerle Kıbrıslı Türklerin ekonomik kalkınma hedefleri ve özne olma emelleri arasında bir çelişki görülmemektedir. Demek ki bugün yaşadığımız ekonomik, demokratik ve sosyal sorunların en azından TC resmi açıklamaları dikkate alındığında bu açıklamalarla bağlantıları bulunmamakta, sorunun esas yaratıcıları olarak karşımıza halihazırda KKTC’de hükümet eden ve bu ülkede 30 yılı aşkın bir süre hükümette kalan UBP hükümeti çıkmaktadır. UBP hükümeti vizyonsuzluklarını, projesizliklerini ve hatta beceriksizliklerini örtme adına TC hükümetlerini kalkan olarak öne çıkartmakta ve yaptıkları tüm anti-demokratik uygulamalarda müsebbip olarak TC hükümetini hedef tahtasına koyarak kendi hükümetlerinin devamını sağlamaktadırlar. Hatta öylesine bir algı da yerleştirmişlerdir ki Kıbrıs Türk Halkının dağarcıklarına, “kim gelse aynıdır, TC ne derse o olur” mantığının gelişmesini, insanlarımızın özgüvenlerinin yok olmasını ve edilgen bir toplum olarak yaşamayı kabullenmeye kadar negatif unsurların hayat bulmasını sağlamışlardır maalesef.
19 Nisan 2009’da hükümete gelebilmek adına halka her türlü yalan vaatlerde bulunan, yapacağım dediklerinin hiç birini yapmayıp, üstüne bir de dokunmayacağım dediği sosyal hak ve güvenceleri bir bir budama hatta kökünden koparma eylemlerine girişen, KTHY’yi batırıp çalışanlarını pervasızca sokağa atan, Saray Hoteli devraden, DAÜ üniversite öncesi eğitim kurumlarının kapanmasına ve TC’den bir özel okula devredilmesine çanak tutan, Kamu sisteminde eşitsizlik üzerine yasa geçiren, asgari ücreti ve asgari ücretlileri unutan, emeklilerden vergi kesmeye çalışan, eşel mobil sistemini tamamen torpilleyen, dövizdeki artışlar karşısında halkını koruyan ekonomik önlemler alamayan, Kıbrıs’ın kuzeyindeki yerli özel sektörü rekabet edebilir konumlara taşımayan, esnaf ve zanaatkarın-hayvancının-tarımcının-sanayicinin-tüccarın-turizmcinin ve tüm sektörlerin geleceğini karartan ve gençliğin bu ülkede gelecek görmesini engelleyen UBP bir de çıkmış ve geçtiğimiz gün HAK ile yaptığı görüşmede Sayın Başbakan Küçük “Sosyal yapıyı kollamak ve desteklemek yalnızca sol partilerin olayı değildir” diyerek halkı bir kez daha “görmez-duymaz” konumuna sokmuştur.
Bir kez daha belirtmekte yarar vardır ki Kıbrıs Türk Halkı kendi geleceklerini oluşturabilecek bilgi ve beceriye sahiptir ve kendi ülkelerinde özne olduklarını her fırsatta ve her platformda tüm ilgili kişi ve kurumlara hatırlatacaktır. Bu bağlamda, Kıbrıslı Türklerle Türkiye ilişkileri devletten devlete, iki farklı fakat eşit tarafın karşılıklı saygı, yarar ve dayanışma temelinde geliştirilmeli, KKTC hükümetleri de her şeyden önce Kıbrıs Türk Halkının çıkarlarını korumalıdır…
Bu haber 179 defa okunmuştur

:

:

:

: