Vatandaşlıktan eğitime ve eğitimden istihdama dönük politikalar

UBP’NİN POPÜLİST POLİTİKALARI UBP’nin geçtiğimiz temmuz ayı sonunda meclisimizin de tatilde olduğunu fırsat bilerek, hiçbir siyasal parti ve sivil toplum örgütü ile istişare etme gereği bile duymadan,

UBP’NİN POPÜLİST POLİTİKALARI
UBP’nin geçtiğimiz temmuz ayı sonunda meclisimizin de tatilde olduğunu fırsat bilerek, hiçbir siyasal parti ve sivil toplum örgütü ile istişare etme gereği bile duymadan, bakanlar kurulundan kanun gücünde kararname olarak geçirdiği yeni vatandaşlıklar ve af yasası ve bu yasayı uygulamak ve bütçelerini denkleştirmek için günü birlik ziyaretlerle bazı bakanların Sayın Erdoğan’ın 19-20 temmuzda adamızı ziyaretinden ve yaptığı konuşmalardan sonra Ankara’yı ziyaretleri neticesinde neredeyse “icazet” almaya gittikleri ve ülkemizi sanki de bir “müstemleke memleket” olarak gördükleri bir süreçte, eğitim, istihdam ve vatandaşlık konularında bu sayfalarda birçok kez benzerlerini dile getirdiğim bir konuyu bugün yeniden sizlerle paylaşmak ihtiyacı duyuyorum. Amaç eğer üzüm yemekse toplumsal eğitim ve istihdam konusunu ciddi bir biçimde ele almak gerekmektedir. Yoksa popülizm kokan ve gündemi saptırmaya ve insanların gözünü boyamaya dönük eğitimdeki “tam gün” adı altında Sayın Bakanın ortaya attığı görüşler kesinlikle inandırıcılıktan ve gerçeklikten uzak durmaktadır. Öyle ki, Şehit Ertuğrul İlkokulunda CTP-BG’nin hükümet döneminde pilot çalışma olarak başlatılan tam gün eğitim uygulamasını bir gün bile gidip yerinde incelemeden sırf kendi dönemlerinde başlatılmadı diye kapatan Sayın Bakan eğer bugün çıkmış ve tüm okullarımızda eş zamanlı olarak 2012 yılında “tam gün” eğitime geçmeyi planlıyoruz diyorsa bunun alt ve üst yapısı ile birlikte içeriğini de topluma paylaşmak durumundadır. Aksi halde bu tam gün eğitim değil tam güne yayılmış bir eğitim olarak dahi algılanamayacaktır.







EĞİTİMDE İNSAN YETİŞTİRME
Toplumsal yapıda meydana gelen değişimler, bireylerin ilgi, yetenek ve tercihlerini de değiştirmektedir. Bu nedenle insan yetiştirme düzeninin bireylerin sahip oldukları potansiyellerini geliştirmelerine fırsat verme ve ülke kalkınmasında etkin rol oynayabilmesi için, Kıbrıs’ın kuzeyindeki insan yetiştirme düzenini eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, bilimsel düşünme, ilişkisel düşünme ve nihayetinde akıl yürütme ilkeleri üzerine kurgulamak oldukça önemlidir.





DEĞİŞİM
Dünyamızda yaşanan gelişmeler ve ülkemizin “kalkınma” ve sektörel ihtiyaçları da dikkate alınarak Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi’ne bilim ve teknoloji alanındaki değişimler ışığında ve sosyal, toplumsal ve ekonomik vizyonlar doğrultusunda yön verilmesi gerektiği üzerinde durulmalıdır.


Günümüz dünyasında, hemen hemen tüm üretim süreçlerinde emekle birlikte beyin gücü de ön plana çıkmıştır. Yeni sol değerlerle değerlendirildiğinde, emeğin yanı sıra bilgiyi de bir değer olarak ele almalı ve üretim ortamlarında lokomotif güç olan emek ve bilginin sömürülmesine birlikte karşı çıkılmalıdır.

Kıbrıs Türk toplumunun yıllardır içerisinde bulunduğu çok boyutlu izolasyonlar, çözümden uzak ve normalize olamamış yapılarda, Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi’nin günümüz koşullarına ve toplumsal ihtiyaçlara cevap verebilecek uygun bir yapıya kavuşturulması ile birlikte toplumumuzu oluşturan bireylerin bilgi üretme potansiyelinin artabileceğini ve bu sayede toplumsal var oluş mücadelesinin daha mümkün olabileceğini söyleyebiliriz.







İSTİHDAM
Eğitim ve istihdamı ele alırken, gelişen küresel ekonomi koşullarını göz önünde bulundurarak öncü sektörleri dikkate almak oldukça önemli ve gereklidir. Özellikle tüm dünyada ve ülkemize benzer yapılarda olan ada ülkelerinde olduğu gibi Kıbrıs’ın kuzeyinde de özellikle başat olarak sanayi değil hizmetler sektörü gerçek anlamda ve etkinlikte ön plana çıkarılmalıdır.

Hiç kuşku yok ki bu gelişmeler vasıflı işçiliğin önemini daha da artırmaktadır. Küreselleşmenin dayattırdığı bireysel kurtuluşlardan kurtulabilmek ve örgütlü mücadeleyi yükseltebilmek için uzun vadede kurumlarda eğitime ayrılan bütçelerin ve hizmet-içi eğitim olanaklarının artırılması, iş doyumunun sağlanması, iş ortamlarında artan düzeylerde gündeme gelen yanlış yönetim uygulamalarının düzeltilmesi, tükenmişlikle mücadele, kurum kültürü oluşturma ve benzeri konulara işçi ve kamu sendikalarının daha fazla eğilmesiyle mümkün kılınabilecektir.

İşte bu nedenler ve amaçlarla, Kıbrıs’ın kuzeyinde eğitim gören bireylerin okul öncesi eğitimden yüksek öğretime kadar tüm kademelerde sunulan eğitimin yukarıda belirtilen işgücü yapısındaki değişimler ışığında gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Temel eğitimden başlayarak işgücüne katılacak bireylerin teknolojik gelişmelere ve bunların yol açtığı değişime uyum gösterebilme ve sürekli olarak kendini yenileyebilme yeteneği; bilgisayar okur-yazarlığı başta olmak üzere ileri teknolojilere aşinalık; sağlıklı yönlendirmelerle seçilecek meslek alanlarında derin bilgi sahibi olmanın yanında fen ve mühendislik alanlarına yönelenlerin sosyal bilimler, sosyal bilimler alanında istihdam edilecek olanların ise asgari düzeyde fen ve teknoloji bilgisine sahip olabilmesi şarttır. Anadil yanında en az bir yabancı dil bilme, grup halinde çalışabilme, disiplinler arası çalışma yapabilme, eleştirel düşünerek karmaşık problemleri çözebilme, sözlü ve yazılı iletişimlerle sunumlar yapabilme beceri ve yetenekleri ile donatılmış bireylerin Kıbrıs’ta ve tüm dünyada işgücüne katılımının mümkün olabileceğinden hareketle, Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi’nin yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Bu kapsamda yeni iş ortamlarına aktif katılımda özel bir yeri olan mesleki ve teknik eğitim konusuna da büyük önem verilmelidir.



Ülkemizde var olan mesleklere ve üretime yönelik olarak düzenlenmesi gereken eğitim sistemimizde ayrıca Kıbrıs’ın özel koşullarında gelecek nesillere federal bilinci aşılayabilmesi üzerinde de durulmalıdır. Barış kültürü eğitim sistemimizin odağında yer almalı, demokratik değerleri savunup geliştirebilecek Kıbrıslı Türk bireyler sayesinde ülkemizde Kıbrıs Rum toplumuyla ve tüm insanlarla bir arada yaşama becerisini kalıcılaştırmalıyız.

Yukarıda bahsedilen ihtiyaçlar doğrultusunda ve yüksek hassasiyetle istihdamın artan önemi ışığında işgücünde aranılan yeni özelliklere uygun bireyler yetiştirilmesi de Kıbrıs Türk eğitim sisteminin kesinlikle öncelikleri arasında yer almalıdır.







EĞİTİMİN TEMEL İŞLEVLERİ VE VATANDAŞLIK

Eğitimin 3 temel işlevinin bireysel, toplumsal ve evrensel ihtiyaçlara cevap vermek olduğundan hareketle, toplumlar eğitimi üretime, istihdama ve gelişmeye dönük planlamak ve toplumların geleceklerini sağlam temellerle donatmak için sürdürürler. İşte bu nedenle toplumlar kendi vatandaşlarına dönük olarak kaliteli bir yaşam ve gelecek sunabilmek için kaliteli bir nüfus planlaması yapmak durumundadırlar. Tüm bunlar yerine getirildikten sonra ülkenin çeşitli alanlarda çalışması için insan ihtiyacı varsa, bu ihtiyaç ülke dışından sağlanmalı ve bu insanların gelecekleri ülkelerle ikili anlaşmalar yaparak geçici sürelerle çalışma yaşamına bu çalışanlar monte edilmelidir.

Ülkeye ülkeler arası anlaşmalar temelinde ve sınırlı sürelerle çalışma amaçlı gelecek olanlara dönük ülkemiz yapısını, kültürünü, çalışma yasalarını ve yaşam koşullarını tanıtıcı oriyantasyonlarla onların kısa süre için de olsa ülkemize uyumları sağlanmalıdır.









Bir ülkenin çalışan nüfusa ihtiyacı varsa bu ille de onlara vatandaşlık verilmesini gerektirmemektedir ve zaten böylesi bir uygulama ülkenin demografik tüm yapılarını da alt üst etmekle eşdeğerdir.

Vatandaşlık ve yurttaşlık eğitimi olmayan bir ülkenin yurtsever insan yetiştirmesi ise zaten imkansız bir durumdur. Düşünsenize, ülkeye bir gecede binlerce ve hatta onbinlerce vatandaş yapmak hangi vatanseverlik duyguları ve yurt sevgisi ile açıklanabilir? Halkına rağmen halkını sayıca azınlık haline getiren ve ülkenin uyumunu darmadağın ederek kendi vatandaşlarını tedirgin eden bu politikaların üreticileri hangi insan ve yurttaş sevgisinden bahsedebilir?

Ülkemizde işyerlerinin en azından %70 çalışanlarının KKTC vatandaşı olması gerekirken yanlış eğitim ve istihdam politikaları ile işyerleri vatandaş çalıştıramamakta ve yerlerine ülke dışından gelen kayıtlı veya kayıtsız insan çalıştırmaktadır.

Son günlerde gündeme gelen beyaz ve yeşil kimlik kartları kayıtlı veya kayıtsız ülke dışından gelen bu insanlara dağıtılırsa korkarım ki artık işyerleri KKTC vatandaşı çalıştırma konusunda da “rahatlatılacaklar” çünkü pembe olsun, beyaz veya yeşil olsun tüm kimlikler KKTC vatandaşlık kimliği olmayacak mı sonuçta?





Bu saatten sonra bu topraklarda doğup büyüyen ve çocuklarının geleceklerinin de bu topraklarda olmasını bekleyen vatandaşlarımız için “yandı gülüm keten helva” dememize ramak kaldı! İşte bu yüzden UBP hükümetine ve tüm bu icraatlarına top yekün “dur” demenin vaktidir…
Bu haber 116 defa okunmuştur
  •    - 4.09.2011 eğer acilen buradaki vasıflı insanlara vatandaşlık verilmezse asıl o zaman yandı senin keten helvan.niyemi çünkü bir araştır piyasayı şirketlerin değil %70 i %90 ı türkiyeli çalışanlardan oluşuyor..buda şu demek tüm iş adamlarının şirketleri türkiyeliye emanet şuan istersen deneyelim bürgün iş brakma eylemi yapalım ,sende çık say bakalım adada kaç şirketi açık bulacaksın o gün.deneyelimmi varmısın..araştırmadan ezbere yazmayın abiciğim, komik duruma düşüyorsunuz.gerçekleri yazın..sabah işe giderken bir bak,evinden çık apartmandaki hizmetçi, petroldeki pompacı, simit aldığın yerdeki görevli,sigaranı aldığın kasiyer, gazeteni aldığın büfeci, işyerindeki güv.görv.muhasebecin, yol boyu evinden işine kadar hiçbir günaydın dediğin kıbrıslı varmı bana söyle...boş konuşmayın...
  •    - 4.09.2011 ben bir işverenim, işsiz varsa gelsin ama benim işime yarayacak adam gelmesin, çalmayacak, çırpmayacak, kafası çalışacak, kendi cebi ile birlikte azcıkta patronun cebini düşünecek, işlerin akışına göre hareket edecek, ayda 10 gün işe bir iki saat geç gelmeyecek..her ay bir hafta hastalık bahanesiyle işi asmayacak,mesai saatine birsaat kala elinde arabanın anahtarı çıkış kapısında beklemeyecek.bir saat yemek molasını 2 saate çıkarıp pardon demeyecek...vasıflı insanı ihtiyacımız var de kopar türkiyeden getir buraya sonra 5-6 yıl tepe tepe kullan sonra kaldır at hadi ülkene ,,dalga geçiyorsun sen..seni çağırsın türkiyeden bir gazete desinki gel sana iş verelim güzel maaş verelim boz burdaki düzenini çık git sonra 5 yıl sonra desinlerki hadi sen sınırdışı yeter burda kaldığın...ahmak olması lazım....senin söylediğin gibi olursa en başta sen işsiz kalırsın niyemi, çalıştığın gazeteye bak ordaki çalışan tüm türkiyeliler çantasını toplar, tek başınada çıkaramayacağına göre gazeteyi kapatı
  • Önce işsizlere iş bulun! TC kökenli vatandaş  Magusa - 4.09.2011 Ekonomi, işsizlik bu durumda iken yeni vatandaşlıklara karşıyız. Yeni vatandaşlıklar ve kimlikler yeni işsizlikler ve bunalımlar doğurur. Eğer nufusu artırmak isityorlarsa önce ekonomiyi düzeltip işsizliği azaltsınalar, sonra nufus konusu ve yeni vatandaşlık konuları tartışılsın!

:

:

:

: